MÜLKİYET HAKKI
Öndeyiş: Bu yazı basitleştirilmeye çalışılmış, hukukun zor zanaat olduğunu anlatan bir yazı
olarak da varsayılabilir. Basitleştirilmiş ve üstünkörü haline rağmen anlaşılmayan bir açıklama ile
karşılaşıldığında yazara ulaşabilirsiniz.
Mülkiyet hakkı
Mülkiyet hakkı bir mal üzerince çeşit eylemde kullanılma, faydalanma ya da tasarruf etme
hakkıdır. Kapitalist ekonomide bu mülk mutlaktır. Elimizdeki eşyalar kaldığımız binalar ya da
çevredeki diğer şeyler sistem içerisinde sahipliğimiz altında ve devlet tarafından, başına gelecek
olumsuz olaylar ihtimaline karşı korumalıdır. Mülkiyet hakkı nasıl işliyor peki? Çeşitli açıklamalar
ve yöntemler bulunmakta. Bunlar zilyet, ihraz ve emek yolları ile elde edilmiş mülkiyet hakları
ile çıkartılır.
Zilyetlik: Bir eşyanın çeşitli eylemler veya durumlar sebebi ile gerçek veya tüzel kişilere ödünç
verilmesi ile gerçekleşir. Devlet onaylı yapılmış binalar bankada beklerken faizlenen para,
mayınların temizlenmesi için verilmiş topraklar. Bu eylem her ne kadar mutlak bir mülkiyet
kurmasa da mülk edinme yolu sayılıyor. Gerçek veya tüzel kişiler birkaç yöntem, deneme ile
(yap yönet devret gibi) devredilmiş yer içerisinde yaptığı eylem, iyilikleri kanıt göstererek devlet
toprağını sahiplenebiliyorlar. Bütün yetki bu kişilere bırakılabiliyor.
İhraz: Bu gibi eylemler aslında bu konuya giriyor. Gerçek ya da tüzel kişilerin, daha önce mülk
edinilmemiş ya da mülk sahibinin vefatı ya da kaybı ile, zaman aşımı ile sahibi kalmayan eşyalara
el koyma yöntemine ihraz denir.
Örnek; Türkiye&de telif hakları iki türe ayrılır, biri yapılan bir eserin sahibini belirtmesi için yapılır,
diğer turu ise o eser üzerindeki ihrazdır (Yaratan sanatçı bile bu eyleminde ihraz yapmış olur.).
İhraz edilen eser izin alınmadıkça, tanıtım amaçlı kullanmadıkça, eser makale ise kullandığı
cümleyi aynı anlama gelecek şekilde değiştirmedi ise, telif hakkını alan kişi bu gibi eylemlerin
herhangi birini yapmadığı sürece kullanan insanlara dava açabilir, telif hakkı alınmış eserin
kullanıldığı eser ya da efor kaldırılabilir, toplatılabilir ya da geliri telif hakkı sahibine gidebilir. İşte
bu yüzden eser sahibi ihraz etmek zorundadır çünkü herhangi bir şirketin eseri ihraz ederse,
kendi konserinde şarkısını çalamaz, sergi açamaz. Buna rağmen zamanaşımı eylemi vardır (70 yıl
sonra eser devlete göre anonim olur, sahibi belli olsa bile.).
Yanlış anlaşılmasın, market zincirlerinde uygulanan hırsızlık (kamulaştırma kelimesi çalınan
malın bütün halka yararı durumunda kullanılır) ihraz olarak sayılabilir. Orada öylece duran,
üzerinde markası yazan süt markanın veya marketin temsilcisi yokken sahipsizdir. İronik olan da
budur. Taşınır, taşınmaz mallara el koyan şirketlerin başına geldiğinde sizi ananızdan emdiğiniz
sütü burnunuzdan getirene kadar rahatsız eder.
Ticarette üreten, tedarikçi, tüketici arasında hoş olmayan bir çatışma vardır. Kimi zaman
tedarikçiler üretenden acımasızca daha fazla kazanır, tüketicilerin ihraz ya da hırsızlığı ile
tedarikçilerin baş ağrısı çeker, üretici ihrazı tüketici haklarına tecavüz eder. Bu kapitalist sistem
içerisinde çokça görünür.
Emek: İhraz yöntemini sağlama almak için kullanılan, her mülk sahibinin yaslanabileceği kazık
budur. Sarf ettiği hammaddeden kan, ter, gözyaşı ile oluşturduğu ürün artık kişinin malıdır. Para
devreye girince işler çok değişir. Kazanılan para onun mülk edinmesini sağlar. Fakat o
üretmemiş onu satın almak için para kazanmıştır. Başka bir örnek ile açıklayayım.
Altı katlı bina yaptıracak olan bir adamın elinde binayı yapacak parası değil binaya sahip olacak
parası vardır. Sebebi ise koca bir binayı tek başına yapamamasıdır. Tutacağı ustalar,
mühendisler ve işçiler ile koca bir bina yapılır. Artık o adam koca binanın sahibidir. Peki ustalar,
mühendisler, işçiler verdikleri emeğin karşılığını maaşları ile mi aldı. Üç ayda yapılan bu binanın
bir işçisine üç asgari maaş verildi. Katkısı bulunan altı katlı binanın (her birinde bir daire
olduğunu varsayalım) altısından da eşsiz kar edecek patronun yanında bu hak mıdır? Asgari
maaşın yetmesi, bir kölenin yemek masraflarına eşdeğer bir paya sahip olması ne kadar acı.
Sorular: İhraz mağdurlarından biri olan su kaynakları neden bu kadar ucuz fiyatlara devlet
tarafından kola şirketlerine satılıyor? Kendi ürünü ya da üretim araçlarını yapmış bir insan,
istemediği sürece, başkasını çalıştırarak hakkına girmiş olur mu?
Mülkiyet olmasaydı ne olurdu? İyi mi yoksa kötü bir durum mu izlerdik? Devamını yazmak
isterdim fakat Toplum türlerinin incelenmesi için bu kadar yeterli.
Kaynakça:
1- Pierre Joseph PROUDHON- Mülkiyet Nedir?, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, I. Baskı
2010, Çevirmen; Devrim Çetinkasap.
2- Türkiye Telif Hakları Resmi İnternet Sitesi.


Yorumlar
Yorum Gönder